GENÇLİK MÜCADELESİ ÜZERİNE NOTLAR–1

G

  AKP’nin yıllardır süren iktidarı boyunca gençliği hegemonyası altına alamadığı, bunun hırsıyla beraber gençliğin yaşam alanlarını ve geleceğini kendi çıkarları doğrultusunda dizayn ettiği, baskıladığı bir dönemin içerisindeyiz. Özellikle 15 Temmuz darbe girişiminden hemen sonra OHAL’in ilanı ile beraber üniversitelerden akademisyenlerin tasfiyesiyle başlayan eğitim alanına yapılan darbeler gençliğin önünü ciddi anlamda keserken, yandaşına alternatif yaratan AKP, kendisinden olmayan herkesi geleceksizlik karanlığıyla baş başa bırakıyor. Öğrencilerin demokratik haklarının elinden alınmasıyla, tam da saray’ın istediği gibi etkisiz bıraktırılan gençlik kesimleri gelişen toplumsal kırılmalar etrafında örgütlü halde hareket edemez hale geldi. İlerici gençlerin üniversitelerde, sokakta ve tüm yaşam alanlarında etkisiz hale getirildiği, açılan boşluğu doğrudan devlet destekli gerici-sağcı öğrenci pompalamasıyla doldurmayı hedefleyen AKP iktidarının çabası kısa sürede karşılık buldu. AKP gençlik kollarının gençlik üzerinde bir alternatif haline gelememesi üzerine AKP-MHP ittifakının gençlik alanında en önemli gücü ülkü ocakları oldu. Neredeyse tüm devlet üniversitelerinde rektörlerle beraber hareket eden bir sağcı gençlik örgütlenmesi yaygınlaştı. Bu örgütlenmelerin kalıcı ve ayakları yere sağlam basan bir halde olmadığını tespit etmek de elbette zor değil. İttifakın yalan ve insanları aldatmak üzerine kurduğu politik hat, gençlik teşkilatlarına da yansıyor ve her geçen gün kan kaybeden, sahte milliyetçilik aşısının tutmadığı bir durumla karşılaşıyorlar. Peki bunun karşısında muhalefet ne yapıyor?  


   OHAL sürecinin üniversitelere yansımasıyla beraber ilerici gençlik kesimleri ciddi anlamda alan ve güç kaybetmeye başladı. Özellikle 10 Ekim ve Suruç patlamalarıyla sarsılan gençler, hocalarının ve arkadaşlarının tutuklandığı, okuldan uzaklaştırmaların arttığı bir dönem içerisinde örgütlü birlikteliğini yitirdi. Toplum içerisinde alternatif olma iddiasını kaybeden, söylediği sözün karşılığını bulamaz hale gelen muhalif gençler için artık yeni bir tartışma başlatmaktan başka çare kalmadığı ortada. Ancak gençlik örgütlerinin tamamına baktığımız zaman bu tartışmaları yapmak yerine basit araçlarla bu sürecin aşılacağını düşündüklerini görmek de zor değil. Özellikle sosyal medyanın toplum içerisinde yaygınlaşması üzerine, buraya sıkışan bir pozisyona geçilmesi, gençlik üzerinde kalıcı etki bırakılmamasına ve gün geçtikçe örgütlenme yetisinin kaybedilmesine neden oldu. Elbette buna sebep olan başlıkları yukarıda belirttik ve bunların çoğaltılacağı da kesinlik taşıyor.
 

   Gençlik örgütlerinin zayıflamaya başladığı dönem, bir yandan da geniş gençlik kesimlerinin iktidara karşı bireysel olarak artık yeter dediği bir özelliği de taşıyor. 16 Nisan referandumunda tüm ülkede esen muhalefet rüzgarının zeminini elbette yine gençler oluşturuyordu. Bedenlerinden HAYIR yazan gençler, bir şarkıda, parkta, sokakta, mahallede kendisini var ediyor ve tek adam rejimine karşı olan toplumun tümüne güven veriyordu. Ve Gezi’de olduğu gibi örgütlü gençlik kesimleri yön veren değil, doğalında gelişen bu başkaldırı rüzgarına ayak uydurmaya çalıştı. Referandum sonucuyla beraber her şeyin bittiği duygusunun yayıldığı dönemde, yapılan cumhurbaşkanlığı seçimleriyle beraber memlekette umut rüzgarı tekrar esmeye başladı. Gençlik yine örgütsüz bir biçimde miting alanlarını dolduruyor AKP’nin karşısında bir alternatif arayışı içine giriyordu. Muharrem İnce üzerine yüklenilen umut, Muharrem İnce’nin bunu taşıyamamasıyla tekrar yerini karamsarlığa ve yenilgi duygusuna bıraktı. Bu süreçlerin ardından AKP-MHP bloğunun baskı ve ötekileştirici politikaları gün geçtikçe artarken ülkeyi iki kutup olarak değerlendirdiğini rahatlıkla dile getirdiği ve bunların üzerine bir gençlik politikası yürüttüğünü gördük. Güvenlik soruşturmalarıyla kendisinden olmayan gençleri işsizliğe mahkum eden, yandaş çocuklarını devlet kademelerine yerleştiren, sosyal yaşam alanlarını giderek azaltan ve yasakçı tavrı kontrol edilemez bir hale gelen AKP-MHP bloğu, ülkeyi bir kez daha seçimlere götürme kararı aldı.

 
  Yerel seçim sürecinde AKP-MHP bloğu, kendi kitlelerini dahi konsolide edemedi, sahte milliyetçilik pompalamalarıyla kendi ittifakını desteklemeyen tüm kesimleri terörist ilan etmekten çekinmediği kibirli ve kin dolu bir politika izledi. Seçilmiş belediye başkanlıklarının verilmemesi, yine türlü hak gasplarının yaşandığı bu süreç AKP-MHP ittifakının memlekette artık bir gerçekliğinin kalmadığını topluma gösterdi. Elbette bu süreçte kazanılmak istenen toplumsal kesimlerden en önemlisi yine gençlerdi. Türlü abuk vaatlerle kazanılacağı sanılan gençler, AKP’ye Gezi’den iyi bildiği tokadı bir kez daha attı. Sağcı blok içinde gediğin açılmasında önemli bir rol oynadı. Bu parçalı ve dağınık başkaldırı hali siyasal islam için sonun başlangıcı olma özelliğini taşısa da nihai sonu hazırlayacak olan örgütlü, dayanışmacı ve ilerici birliktelik hali olacaktır.


   Ülkenin içerisine girmiş olduğu seçim girdabı nihayet şimdilik son buldu. İktidarın tüm devlet olanaklarını kullanarak yürüttüğü seçim çalışmaları ve bir şekilde ‘’kazandığı’’ hatta kaybettiği zamanda hukuku hiçe sayarak YSK darbesi ile seçim tekrarı yaptırdığı bir girdaptan bahsediyoruz. İktidarın tüm çabalarına rağmen ‘’yeter artık’’ diyen milyonlar bu girdabın içerisinden bir umut ışığı çıkarmayı başardı ve değişmez denilenin değişeceğini, yıkılmaz denilenin yıkılacağını gösterdi. Haziran Direnişinden sonra gelişen siyasal ve toplumsal olaylar karşısından pasif konuma geçen gençlik kesimleri bu özelliğini terk etmeyi kısmi de olsa başardı. Gezi’de yan yana aynı mekan içerisinde isyanını dile getiren gençler, 16 Nisan referandum sürecinden itibaren farklı mekanlarda ‘’parçalı bir bütünlük’’ içinde üstüne düşen görevi yerine getirmeye çalıştı. Ülke üzerinde esen umut rüzgarı üniversitelerde, sokaklarda kısmi oranda vücut buldu. ODTÜ’de ve Kazdağları’nda yaşanan pratik, gençlerin 23 Haziran seçimlerinden sonra hissettikleri öz güven ve daima içinde taşıdığı itiraz etme cüretini bir kez daha ortaya çıkardı. Doğa katliamcılarının karşısında gençler yine dimdik ayakta yerini aldı. Yaşanılan pratik süreç önümüzdeki dönem yeni gençlik hareketini yaratacak özellikleri elbette içinde barındırıyor. İstanbul seçimlerinde meselenin 3-5 oy pusulası meselesi olmadığını da, Kazdağları’nda da meselenin 3-5 ağaç meselesi olmadığını da gayet iyi biliyoruz.
 

  Emperyalizm destekli Siyasal İslam zehrinin, panzehiri geçmişimizde, geleceği kurma irademizde ve birliğimizde mevcuttur. Dindar, kindar ve milliyetçi söylemlerin artık karşılık bulmadığını ve bulamayacağını biliyoruz. İktidarın tüm baskı ve geleceksizleştirme politikalarına karşı #SUSAMAM diyen gençler varlar ve var olacaklar. Haksızın karşısında haklının, ezenin karşısında ezilenin yanında daha güçlü yer alacağız. Biz gençler bize ait olanı alacak, geleceğimizi kazanacağız. Kırıntıyla yetinmeyecek parçanın bütününe talip olacağız.  Şimdi gençliğin birleşik, öz örgütünü yaratma iddiamızı bir ileriye taşıyalım. Özgürlük adalarımızı yaratalım! “Umudun ölmesi, insanın ölmesinden daha beterdir” diyor Yaşar Kemal, umudu kaybetmeyelim bilelim ki bu ülkede devrimciler var.

  Hayalet.biz

Ayağa kalkanların, başka bir dünyayı birlikte hayal etmenin imkanına tutulanların; eşit, özgür, emekten, doğadan yana kurulacak bir dünyanın Hayaletiyiz!

Bizimle İletişime Geç

Instagram

Instagram has returned empty data. Please authorize your Instagram account in the plugin settings .